Bundan çok uzun zaman önce kitabı okuma şansım olmuştu. Tabi önce filmini izlemek nasip olmuştur.

Malumunuz üzere Osman Sınav başrolünde Kenan İmirzalıoğlu ve Tuğçe Kazaz'ın olduğu bir film halinde bu hikayeyi beyaz perdeye taşımıştı. (Detay)

Kitap Bulgar Göçmeni olması nedeniyle Bulgar Ali olarak adlandırılan bir abimizin hayatını konu ediniyor. Bulgar Ali, hareketli ve girişken bir insan. Ali bulundukların yerin belalı ailelerinden birisinin kızı Münire'yi sever ve onu kaçırır daha sonra yakalanmamak için şehir şehir gezmeye başlarlar.

Trenler onların en iyi dostudur. Bu yolculukların bir aşamasında bir de Mustafa adında bir oğulları da olur. Mustafa büyümeye başlar Ali ise mücadeleye her daim devam eder. Sivri dillidir, kalemi silah gibi kullanır.

Bulgar ali sonradan aldığı Sosyalist Ali lakabı ile geçimini daktiloculuk gibi faliyetlerle kazanmaya başlar. Ali, sosyalist lakabının gittiği yerlerden birinde bir okulun bahçesinde çalışırken alır. Dönem darbe dönemleri olduğu için konu sürekli buraya kaymaktadır. Bahçede çıkan sebze meyveyi hademelerde alsın derken okul müdürü ile kapışır ve o dönem sosyalistlik mevzusuna bakış açısı nedeniyle o lakabı alır.

Münire ikinci çocuğa hamile kalır fakat doğuramadan çocuk ile beraber hayatını kaybeder. Ali oğlu Mustafa ile birlikte yine başka bir yere göçer.

Yeni göçtükleri yerde yeni bir hayata başlarlar. Gittikleri yerde Ali ilk başlarda biraz uslu durur, Mustafa kendisine Celal isimli bir arkadaş edinir. Celal engellidir. Yürüyemez. Onun aşkının içerisinde Mustafa da kaybolur Savcı'nın kızına aşık olur ama nedense konuyu ona açamaz, amacı arkadaşını kırmamaktadır.

İşler boyut değiştirdikten sonra Savcı ile yaşanan gelişmeler ışığında Ali ve Mustafa'ya yine yol görünür. Yine firar ederler bambaşka bir yere gelirler.

Ali burada bir kitapçı açar oğluda işletmeye başlar. Ali bir süre gazetede çok ciddi yazılar yazmaya başlar. İşler yine politika nedeniyle karışır. Ali tutuklanır. Oğlu Mustafa ise Feride adlı bir kıza aşık olur. Kızın babası bu durumdan hiç memnun değildir.

Olaylar gelişir ve Mustafa'da babası gibi Feride'yi kaçırır ve firar eder, onlarda trenler nereye gideceklerini vermeden uzun bir yolculuğa çıkarlar.

Hikaye bu şekilde sonlanır.

Kısa süre içerisinde okuyabileceğiniz bu hikaye size çok güzel anılar bırakabilir. Belki politik kısımlar biraz canınızı sıkacaktır ama Mustafa Kutlu'nun kaleminden bunları okumaktan inanın zevk alacaksınız.

İyi okumalar dilerim.

213 kez gösterildi.



Her Şey Kabullenmek ile Başlar