ERKAN KAVAS

ENTREPRENEUR


Yağmur ve Fetö Transkritiği

En hasar verici yağmurlar aslında hemen yaz sonrasında düşüyor topraklarımıza... Ya da bana öyle gelirken aslında bu tabiat olaylarından pek çakmadığım gerçeği de öne sürülebilir. Bazen iki arada bir derede kalmamak için bu tarz çıkarımlar yapmaktan hiç elem duymayız aksine mutlu olur kendimizi bir Einstein edasıyla pohpohlarız. Nasıl olsa bizim hayatımızdaki kimse meteorolojiden bir bok anlamadığından dolayı hayır diyemez dediklerimize hatta bir de üstüne kuyruk yapıştırırlar ve ortaya çıkarırlar, güzel bir kuyruklu yalanın harbisini… Böyle zamanlarda hep bir tebessüm gizlersiniz her ihtimale karşı ulan birinin de hobisi bu hava durumları çıkıp “yok kardeşim o işin aslı öyle değil” deme ihtimaline karşı… Ya da ne bileyim mikail iniverirse falan ortaya, azraille muhabbetlerine bir ara verip falan… Peki insan bu kadar sallarken ve memlekette her türlü terör operasyonuyla sallanırken… Tek derdimiz yağmur ve onun getirdiği hasarlar mı olmalı? Bilmiyorum değil bunun cevabı bal gibi de biliyorsun. Şimdi bu mevcut operasyonlar öyle birden ortaya çıkan şeyler değil. Yani ne bileyim fetö mü toto mu tütü mü her ne boksa bu mevzular insanların damarlarında gezen kan gibi bir fanatik olgu. Hani böyle Fenerbahçe’yi tutarsın da o yenilir sana bin tane cümle yazarlar whatsapp’ta sen cevap vermez ertesi gün biz sizi 6-0 yendiydik dersin ya… İşte aynen öyle bir mevzu yani demek istediğim böyle pat diye kopamıyorsun bu mevzulardan… Tabi bunun nedeni nedir? Çok belirgin aslında örgütün başına geçirdiğin takkeli veya cübbeli birisi senin beynine böle ufak ufak ekmek kırıntıları atıyor. Sen de kendini kuş sanıp onları yemeye başlıyorsun tabi yiyip yiyip şişincede seni bir kutuya koyup kesimhaneye götürüyorlar. Sittin sene üstünden bu lekeyi atamazken bir de kendini böyle bir hapishanede buluyorsun. Suyun altında nefessiz kalmak gibi bir duygu. Ne bileyim ondan sonra eğer bu olayın içinden kurtulursan bu seferde zembereği salınmış bir ok gibi etrafa saldırıyorsun yok küpe takmalar yok rakıyı tatmalar yok şarap ekspertizliği… Ha sonra ne oluyor böyle abuk subuk bir ege kasabasında balık tutarken falan buluyorsun kendini… Haksız mıyım? Tabi ki de değil.