ERKAN KAVAS

ENTREPRENEUR


Sevmenin de Bir Adabı Var

Yahu arkadaş onu da mı beceremiyorum? Bilmiyorum. Ne desem kendime nasıl hakaret etsem. Aklıma hep şu behzat ç'deki savcı ile behzat'ın kavga ederken yaklaşan ekip otosu geliyor. Polis geliyor garibim ne bilsin savcı ile başkomiser kapışıyor. Sonra mal gibi efendim hayırlı görevler falan diye tekmili verip gidiyor. Ulan bu mu şimdi aşk? diyorum. Karmakarışık pazar torbası gibi, iş bir yandan girmiş sevmek bir yandan o bir yandan bu bir yandan, adım atacak kuvvet yok. İnsan bunları düşündükçe biraz da yağmur yedikçe rahatladım sanıyor, hooop bir bakıyorsun sabahına hasta olmuşsun. Burnun çeşme... Ulan hadi çeşme olsun da bir de acısı yok mu genizde kalan... Sen hiç gece karanlıkta kucağında bilgisayar ayak küçük parmağını komidinin köşesine vurdun mu? Hani tam vurdun ulan acısından kıvranırken bir daha vurdun mu? Haa işte o acı. Düşünürken bile için kıyıldı değil mi... Millet vatan koruyacağız diye Afrin sınırında sen Antalya'nın ortasında resmen PKK ile cebelleşiyorsun. Barut gibi bir beyin biri çakmağı çaksa havaya uçtun. Sabrın sonuna gelmişsin. Gönül ayrı bir terazi... Tartacam diye koyuyorsun nevaleyi yanlış tartıyor. Ulan bu adam neye inansın, sevsin mi aşık mı olsun? Yoksa çekip gitsin mi? Sana bir dakika bile ayıramayan insanlara mı güveneceksin usta? İnsan kendine usta diyecek bir noktaya gelmişse, harbiden durumu felakettir. Bu ne kadar dışarıda kaldığını gösterir dünyadan... Kaç satır daha yazabilirim bilmiyorum ama sanırım burada noktayı koymalıyım. Olmuyorsa olmuyor diye ucuz bahanelerin ardına sığınacak değilim ama... İnsan bir noktadan sonra da yazamıyor be... Niye yazsın... Dünya yerinden oynuyor sense bir santim gidemiyorsan... Bırak abi öyle kalsın dersin... Üstüne de diyebilecek birşey kalmıyor.