Sanırım çok uzun zaman sonra bir kitap yorumu ile geliyorum. Kitabı bitireli biraz oldu üstüne 10 tane falan daha kitap okumuşumdur.

Öncelikle Fahrenheit 451 kitabını çok sonraları tanıyan bir insanım, hatta kitabın geçmişte yasaklılar listesinde olduğunu duyunca daha bir okuyasım gelmişti. Velhasıl kelam bir gün nasip oldu edindim ve okuma fırsatı buldum sonra çok da iyi olmayan filmini de izledim.

Kitap öngörülerinizin çok ötesinde bir dünyayı anlatıyor. itfaiye teşkilatı ve bambaşka bir zamanın ütopyasında bir hikayeyi karanlık sokaklarda izlemeye başlayacaksınız. Daha sonra konu bambaşka noktalara gidecek...

Bu hayali dönemin en önemli çıkış noktası itfaiyecilere verilen farklı görev, bu görev kitap yakmak hatta yok etmek de diyebiliriz. Dönemde alınan kararlar ve kanunlar ile kitap okumak, okutturmak, kitapları saklamak falan yasak, ihbar olursa gelip onları yakıyorlar.

Ana karakter olan ve kitabın dünyasının üzerine kurulduğu isim Guy Montag da bu itfaiyede çalışan yakıcılardan, hatta yok edicilerden birisi.

Tabi işler hayali bir karakter olan 17 yaşında bir kız ile sokakta karşılaşma sonucunda değişiyor. Guy artık bu yaptığının yanlış olduğunu anlıyor ve sorgulamaya başlıyor. Tabi olay bu kadar kolay değil. Hadi ben istifa ediyorum gidiyorum diye bir şans yok.

Kitaplar ile duygusal bağlar kuran insanların kafasında gerçekten şimşekler çaktıracak bu eserde, temel gönderme dönemin medya ve görsel iletişimine yönelik, yani insanlar artık okumayı isteyerek bıraktılar çünkü daha kolayı var gibi bir motto üzerinden gidiliyor.

Son olarak unutmadan Fahrenheit 451 derecesi, yani 232.7778℃. Kağıtların yanma derecesi. Bununla ilgili de baya bir anlatım var.

Severek okursunuz. Fakat çevirilerden iyi olanını yorumlara bakarak seçmelisiniz.

Sevgiler, iyi okumalar.

54 kez gösterildi.



Macos Mojave