Sonia Spears

Erkan Kavas

Kendisi nefes almanın ne demek olduğunu bilen, hiç durmadan nefes almaya devam eden, asıl mesleği web, mobil yazılımcılığı olsa da, favorisi ios/android uygulama geliştirme ve seocu taklidi yapmak olan bir arkadaştır.




Arabesk Dünya'ya Girişim ve Çıkışım Bir Oldu

Burada size çok önemli ve geçmişimde çok yer tutmuş bir anımı anlatacağım. Not düşeyim, anlatılan hikaye belki bu dünyada gerçek olmasa da alternatif bir dünyada veya bir hayalda hatta ve hatta bir okul defterinin kıvrılmış arka sayfasında bile yaşanmış olabilir.

Sene 99, henüz dünya ile bağlantımı yeni yeni kurmuşum, okulda kız kesmeler, hocalara dayılanmalar, bıyıkların uçlarının terlemesi falan işte hep bu sıralara denk gelir.

O dönem gediklisi olduğumuz bir internet kafe var. Adam bizim ekibi gördüğünde sayısalı tutturdum sanıyordu, o derece bir mekan, bilgisayarlar o dönemin internet kafelerine göre kalbur üstü halbuki hiçbirimiz bilgisayar derdi, internet derdi yok, ama yine de oraya gidip sosyete takılıyoruz. E haliyle bütün paraları gömüyoruz.

Gittik mi 10 saatten aşağı kalmıyoruz. Mekanın sahibi o kadar mutlu ki, gelsin tostlar gelsin çaylar kolalar yağıştır müesseseden modeli...

Neyse o sıralarda arabesk müzikle yeni tanışmışız müslüm olsun, titrek azer bülbül olsun, önümüze gelen arabesk müziğini açıyor, ufaktan aşık olduğumuzu sandığımız hatunların hayali ile kendimize işkence ediyoruz.

Rap müzik falan o dönemlerde siktir bu ne ya diye anılan bir müzik türü, anca sokaktaki ayyaş modeldeki entel danteller tarafından falan dinleniyor.

Daha tvlerde Acun'un şovları falan yok. Acun elinde kamera ile maç yorumluyor falan öyle bir zaman düşünün...

Neyse işkence dolu bir gecenin ardından uyanmışım, o zamanlar akıllı telefon falan yok, whatsapp yok böyle şeyler yok... Onun yerine sms falan olayları var. 2 kontüre bir sms gittiği dönemler.

Neyse televizyona uzanıp bir nolmuş derken, Azer Bülbül Antalya'da diye bir haber geçiverdi. Tabi gençliğin verdiği heyecanla o sıralar kimi görsek onunla bir olmak onun gibi olmak istiyoruz.

Kafaya koydum ben bu Azer Bülbül'ün konserine giderim.

Dediğim gibi yanıma okuldan 2-3 arkadaşı uydurup Aspendos denilen konser yerinde konsere gittik. Ortam bildiğin testesteron kokuyor. Azer abimiz sahnede bir yandan esrar çekiyor. Bir yandan viskinin, rakının hatta ne bulursa onun dibine vuruyor. Adam içtikçe daha bir içten içtikçe daha da bir güzel oluyor.

Neyse dolu dolu geçen konser 2-3 saat sonra, yapımcının yeter amk bu kadar ayyaşlık modelinden sonra bitiyor. Tabi bizim kafalar iyi, alkol falan almadığımızdan çakmak çakmak bakıyoruz. Kulis mulis olayı yok bildiğin bir çadırda Azer abimiz takılmaya devam ediyor.

Neyse bekledik bekledik.

Adam çıktı bildiğin uçmuş. Sahnede o "hadi savaşa gidiyoruz" dese gideceğiniz adam bildiğin Bülent Ecevit modelinde bir gülmeyen dedeye dönmüş. Neyse adam çıktı bizim derdimiz imza falan alırız bize iki cümle kurar, olmadı gençler siz de gelin bizim konsere der diye bekliyoruz.

Adam resmen bize "kim lan bu amklarımın" dedi.

Şimdi erkekliğe de yediremiyoruz, karşılık da veremedik. Adam dedi yeter lan dedi siktirin gidin sizle mi uğraşacağım.

Tabi korumalar falan var. Biz ufaktan yolu aldık yürüyoruz. Evlere dağıldık. Tabi uyku mu tutar. O dönem twitter falan yok, öyle başımıza gelen her boku yazabileceğimiz.

Aradan zaman geçti. Azer yine Antalya'ya gelmiş bir otelin odasını tutmuş otelde bizim amca oğlunun bir dönem çalıştığı yer. Dedim intikam zamanı!

Neyse adam tabi her türlü madde falan kullandığı için karılara da yavşıyor. Otele çaktırmadan amca oğlu sayesinde girdim. Azer de o dönem elden ayaktan düşmüş millet sallamıyor. Pavyon sanatçısı modeline dönmüş.

Neyse odaya ne varsa sipariş etmiş. Düğün sahibi de bir tane rakı gönderin başka isterse su verin anlamaz diyo...
Neyse ben de oradayım dedim abi ben götüreyim siz ne zahmet ediyorsunuz. Herif sorgulamadı otelde çalışıyorum sandı.

Aldım rakıyı meze vs. Gittim çöpe döktüm. Doldurdum suyu.

Gittim kapısına verdim, kafa binbeşyüz elini cebine attı. O zamanın iyi bir bahşişini verdi. Neyse indim lobiye. Ben inesiye telefon geldi. Azer arıyor. Basıyor kalayı.

Ne lan bu su diyomuş. O getiren elemanı şöyle edicem. Hiç bozuntuya vermiyorum. Zaten milletin de umrunda değil.

Dedim ipneye biraz yeşilaycılık dersi verelim. Ama işin arkasında öteki mevzu var.

Aradan yine zaman geçti bir gün baktım kalmış bir otel odasında... Haydan gelen huya yani..

Bu da böyle bir anımdır. Ulan titrek azer. Güzeldin hoştun ama bok gibi adamdın vesselam.

Erkan Kavas

Erkan Kavas

Kendisi nefes almanın ne demek olduğunu bilen, hiç durmadan nefes almaya devam eden, asıl mesleği web, mobil yazılımcılığı olsa da, favorisi ios/android uygulama geliştirme ve seocu taklidi yapmak olan bir arkadaştır.